Allah için ölmeye hazır mıyız?

HANIMLARLA BAŞBAŞA

07-06-2013

Değerli okuyucu kardeşim! Ne müthiç bir ayet okuyoruz. Imanın ölçüsünü çizecek olan, mü'minin dünya hayatını ve ahiret hayatını düzene koyacak ve onu iki cihanda ya bedbaht ya da mutlu edecek olan, kemikleri titreten bu müthiş bir ayet...

24 sene evvel bir hareket başladı. Bu hareketin başlangıç noktası Islam'ın ilk günlerindeki Mekke devri. Bizler de 24 yıl önce veya sonra batılı elimizin tersiyle itip, küfre dur deyip,

Tevhid caddesine koşmadık mıydı? Bizler de yaptığımız bey'atla Erkâm'ın evinde Allah Resulü'ne verilen sözler gibi Rahmetli Halife'mize, gözyaşları ile andlar içerek hak kapıdan içeri girmedik mi? Ömrü kâfi gelmeyen, bizi şirkten, parti-pırtı illetinden kurtarıp, Kur'an şerbeti sunan Hoca'mızın vefatından sonra, bizlere emanet edilen M. Metin Hoca'mıza bey'at ettikten sonra onu canımız, yavrularımız gibi koruyacağımıza and içmedik mi? Ve bizler şu dünyanın en güzel nimeti Islam Devleti'ni koruyacağımıza, asla ondan kopmayacağımıza dair yüce Rabb'imize söz vermedik mi? Ey müslüman! "Verdim!" diyordun, evet çünkü Rabb'inle bir alış-verişimiz vardı:

 "Şüphesiz ki Allah, hak yolunda muharebe ederek düşmanları öldürmekte, kendileri de ölmekte olan mü'minlerin canlarını ve malları karşılığı cennet olmak üzere satın almıştır." (Tevbe, 111)

Ne müthiç bir çağrı!.. Bu ayette mü'minlerin Allah'a verdikleri sözün hakikatını açıklıyor. Kim verdiği sözde durursa, mü'min sıfatına yani iman kitlesinin safına geçecek. Yoksa davaya ihanet eden, Allah'a verdiği ahdi bozanın safını sen düşün?


Değerli kardeşlerim!


Allah (c.c.) ölçüsünde en büyük değer akidenin taşıdığı değerdir. Allah'ın pazarında en çok revaç bulan mal iman malıdır. Zaferin en üstün, de ruhun maddeye karşı galibiyetidir. Yani ruhun fitneyi yenerek zafere ulaşmasıdır.

Hürriyetsiz, akidesiz hayatın ne değeri vardır? Hürriyetsiz hayat aşağılık, zelil bir hayattır.

Zalimler mü'minin önce bedenini, sonra da ruhunu esir olarak bu davadan vazgeçirmeye çalışırlar. Günümüzde "Ben müslümanım, ben Kur'an'a bağlıyım!" diyenlerin kısacası tağuta boyun eğmeden Allah (c.c.) kanununa teslim olanların başına gelenleri biliyoruz. Bu durum imanı olanı yıldırır mı, korkutur mu? Işte yukarıdaki ayet gerçek yüzüdür. Yüce Mevla ile pazarlık yapalım, hem de sonu cennet olsun. Sonra da "Cihad" çağrısıyla saklanacak delik arayalım.

Söyle mücahidim, söyle, Allah aşkı için söyle! Söz veren, gözyaşlarıyla bu davaya bağlanan seni hangi zalimler zehirledi?!. Nasıl da fitnenin alevlerinde birden kendini bulabildin. Yoksa sen, Mevlâ'nın değil de "Leyla"nın dediğini mi yaptın?!. Kadın vardır kocasını zelil eder, kadın vardır kocasını rezil eder.

Ya ayetin acıklı hali?.. Bu dünyanın öbür tarafı, o ebedî ahiret hayatı orada nasıl rezil-rüsvay olacağını düşünmeden despotlar tarafına geçiverdin. Bu da yetmezmiş gibi, gerçek Allah dostlarını beş pula satıverdin. Davasına ihanet edeni Allah (c.c.) affeder mi?!.

Efendimiz buyurdu ki: "Iman, istek ve süsten ibaret değildir. Ancak o kalpte yerleşip, amelde kendisini gösterendir!"

 

Imanın pratik hayata tesini yoksa o ne biçim imandır.???

 

Muhtereme mü'mineler, hakiki iman edenler!

Kur'an-ı Kerim'de sık sık okuyoruz. Hele de imandan sonra ikinci şartın cihad olduğunu biliyoruz. Hilâfet'in erleri olarak bildiklerimizi tatbik etmezsek, inancımızı, akidemizi sağlam tutamazsak, esen ufacık bir rüzgar alır da götürür. Kişinin küfründen hakka dönmesi ne güzel, ama haktan küfre gitmesi de ne acıdır.

Yaşadığımız şu son haftalar aklımızı başımıza tam getirmelidir.

Düşünün ümmet uyanmakta, cihad gündeme gelmiş, mü'minler ümmet şuuru ile Islam Devleti'ne ve Halife'sine sahip çıkmıştı ki, büyük şeytan Amerika ve dostları Ingiltere, Almanya ve diğerleri hemen gerçek manada müslüman olan Hilâfet Devleti'ni yok etmek için bir birlik oluşturup çalışıyorlar.

Kemalistlerin başındaki Demirel de "Aman!" diyor, "Durdurun onları, Kara Ses'leri!" Allah (c.c.) yürü kulum derse, tüm müstekbirler birleşse de inşaallah bu akımı asla durduramayacaktır. Yahudi şapkasının altına onlar saklana dursun. Elbet yarınlar Hilâfet ordusunundur! Yalnız, imanımızın gereği bizler Karlsruhe'deki toplantılarda olduğu gibi, yeniden dirilelim.

 Giden gider ama bu kervan yürür. Bir ormanı düşünelim, işe yaramayan kurt düşmüş kurumuş, ağaçlar yok mu? Ama o orman yine ormandır!

Elimizdeki bu kutsal Hilâfet devleti'nin ve ümmetin çobanı olan Halife'mizin değerini çok çok iyi bilmeliyiz. Kısacası madem bey'at sözü verdik gereken her şeyi yapmalıyız! Gerekirse bu yolda ölmeliyiz!

Ismet Inönü, yıllar önce "Komünizmi yok edebiliriz, onlar ölüme kucak açmaz. Ama müslümanlar ölmek için, şehid olmak için koşanlar. Onlar bir ölür, bir dirilir!" demiş. Bugünkü zihniyet de bunu biliyor. Onun içindir k, ılımlı yaklaşıyorlar. Elbet, mü'min bir delikten bir kere ısırılır, ikinciyi iman ve cihad aşkıyla geri teper.

Hilâfet'in yılmaz bekçileri! Dün bir Allah için çalışıyorsan bugün bin kere çalışmalısın. Bu devletin bekâsı, Halife'mizin kurtuluşu ancak vereceğimiz iman imtihanı ile mümkündür. Rabb'imizin vaadi haktır. "Eğer sizler inanıyorsanız, en güçlü sizlersiniz!" buyurmuyor mu?

Yüce Mevlâ cümlemizi inanan ve inandığını yaşayanlardan eylesin! Şu mübarek devletin kıymetini bilmeyen nice zavallılara da basiretler ihsan eylesin!

 

Ümmü Sena

Diğer Yazıları