Başörtüsü Namuzumuzdur!

Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) Rahmetullâhi Aleyh

07-06-2013

?Besmele, hamdele ve salveleden sonra...


?Ey Peygamber! Rabb?inden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O?nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki, Allah küfreden topluluğu hidayete erdirmez.?
(Maide, 67)

Ey tebliğ hareketinin öncüleri!

Hepinizi Islam?ın selamıyla selamlıyor, ?Esselamü aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekâtühü? diyorum.


Ey hak davanın erleri ve askerleri!
Sizleri takdir ve tebrik ediyorum.

Ey mücahid kardeşlerim!
Cihad ve mücadeleniz mübarek olsun!

Ey şehid dedelerin torunları!
Dedelerinize layık torunlar olmanızı Cenab-ı Hakk?tan dua ve niyaz ederim!..

Ey Allah?a kul, Peygamber?e ümmet olmanın şeref ve gururunu göğsünde taşıyan müslümanlar! Hepinize hoşgeldiniz diyor, bu tebliğ hareketinizin hepinize, Islam âlemine ve bütün insanlığa hayırlı, bereketli olmasını Rabb?ülâlemin Hazretleri?nden niyaz ediyorum. Muhterem tebliğci kardeşlerim!

Önce bütün dünya insanlığına seslenecek ve diyeceksiniz ki, ?Ey materyalistler! Ey ateistler! Biliniz ki, Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur; mülk O?nun, meleküt O?nun, nimet O?nun, her şey O?nundur. O?nun nimetleriyle barınıyorsunuz. Bütün kâinatın sahibi de O, Rabb?i de O?dur. Sizin de sahibiniz O, Rabb?iniz O?dur! Bu dünya da O?nun öbür dünya da O?nundur...

Asıl görevimiz Allah?a kul olmaktır, O?na ibadet ve ubudiyyette bulunmaktır; O?nun makamı Rububiyet (Rabb olma), sizinki ise ubudiyyet (kul olma) makamıdır. Makamınızı ve görevinizi unutmayın! Her şey sizin için yaratıldı, sizler de yaratana kul olmak için yaratıldınız.

Bu şekilde üzerime düşen tebliğatı yapıyor, aşağıdaki mealini kaydettiğimiz ilahî mesajı duyuruyoruz:


?Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb?inize kulluk edin ki, (Allah?ın azabından) korunasınız. O (Rabb) ki, yeri sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi de onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de bile bile Allah? a eşler koşmayın.?
(Bakara, 21-22)

Saniyen: Tebliğatınız kitap ehline olacaktır.

Ey Kitab ehli! Ey Tevrat ve Incil?e bağlı olduklarını iddia edenler!


Ey kilise ve havranın mensupları! Ey papazlar! Ey hahamlar! Sizlere son kitab Kur?an?ın bir mesajını tebliğ ediyor ve bu suretle sizinle ilgili üzerimize düşen bir vazifeyi yerine getirmiş oluyoruz.

Kur?an şöyle diyor:


?De ki: ?Ey kitab ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah?a tapalım, O?na hiç bir şeyi ortak koşmayalım. Birimiz, diğerini Allah?tan başka ilâh edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse, şahid olun, biz müslümanlarız deyin.?
(Ali Imran, 64)

Salisen: Bütün Islam âlemine hitab ediyor, kendileriyle ilgili ilahî mesajlardan birini tebliğ ediyoruz:


?Ey Inananlar, acı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? Allah?a ve O?nun Resulü?ne iman edeceksiniz, mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad edeceksiniz?
(Saff, 10)

Bunlardan biri iman diğeri de cihaddır.
Ikincisi yani cihad, birincisinin yani imanın gereğidir. Mü?min olmanın icabıdır. Yani mü?min olmanız, sizi cihad mükellefiyetinin, cihad yapma sorumluluğunun altına sokmaktadır. Iman farz olduğu gibi, cihad da her müslümana farzdır.

Cihad:
Dinin, hakkın hakim olması, adaletin yerini bulması yolunda gereken ne ise onu yapmak demektir. ?Hâkimiyyet kayıtsız şartsız Allah?ındır, adalet Islam?dadır? demektir ve bunun tebliğatını ve telkinatını yapmaktır. Kur?an?ın anayasa, devletin Islam devleti olmasını sağlamaktır.

Ilave ederek diyeceksiniz ki; ?Eğer ilminiz varsa, aklınız varsa bu sizin için hayırlıdır.?


Rabian:
Bütün kuruluşlara:

Avrupa toprakları üzerindeki kuruluşlara seslenecek ve tebliğ ederek diyeceksiniz ki, ?Birlik farzdır, ayrılık ise haramdır. Geliniz; bir ve beraber olalım, hakkın yanında ve etrafında toplanalım. Biz ilan ediyor ve diyoruz ki; bu hareket ya doğrudur, ya yanlıştır. Doğru ise, buyurun gelin! Beraber çalışalım! Yanlış ise, yanlışı var ise, yanlışımızı madde madde yazın, gazete ve dergilerde neşredin! Yani ya yanlışımızı yazın, ya da gelin beraber çalışalım!?

Bu makul ve mantıkî tekliflerimizin karşısında şayet siz, ?Hayır, biz ne yazarız ne de geliriz!? derseniz bizim de söyleyeceklerimiz vardır; ?Demek ki siz samimi değilsiniz!? diyeceksiniz. Ve şu ilahî mesajı tebliğ edeceksiniz:


?Ve hep birlikte Allah?ın ipine yapışın, ayrılıp fırka fırka olmayın...?
(Ali Imran, 103)

Hamisen: Anadolu sakinlerine:


Ey şehidler diyarı Anadolu sakinleri! Mâlumunuz olsun ki, günün Türkiye?si dünün Mekke?sidir. Dünün Mekke?sinde bir cahiliyet devri yaşandığı gibi, günün Türkiye?sinde de bir cahiliyet devri yaşanmaktadır. Dünün Mekke?sinde Ebu Cehiller, put kanunları hakim olduğu gibi, günün Türkiye?sinde de Mustafa Kemal ve onun put kanunları hakimdir.

Dünün Mekke?sinde putlar ve heykeller evleri ve meydanları doldurduğu gibi, günün Türkiye?sinde de putlar ve heykeller binaları ve meydanları doldurmaktadır.

Bakınız o şehidler diyarında:

Hilâfet kaldırılmış, şeriat lağvedilmiştir. Sakal ve sarığa hor bakılmış, tesettüre el uzatılmış, çıplaklığa yol verilmiştir. Vicdanlara zincir, ağızlara kilit vurulmuştur. Haktan, hürriyetten bahsedenler için mahkemeler kurulmuş, zindanlara atılmış, M. Kemal ve kemalizm

 

silahların gölgesinde yaşatılmak istenmiştir. Son günlerde başörtüsü meselesi, yapılan zulmün, yapılan baskıların tek bir örneğidir.


Elhasıl; elli-altmış senedir, hep dinle uğraşıldı. Memleketin kalkınması yolunda kayda değer bir adım atılmadı: Ülke sömürge, sakinleri işçi yapıldı...

Artık buna bir ?Dur!? demelisin! Buna bir son vermelisin! Ama bu kolay bir iş değildir. Kısa zamanda olacak bir iş değildir, Esat b. Zürare?nin Medineli arkadaşlarına söylediği gibi ben de size söylüyorum ve diyorum ki:


Katıldığınız bu harekette bütün bir dünyayı karşınızda bulacaksınız, bulabilirsiniz, doğusu da batısı da karşı çıkabilir. ?Müslümanız? diyenlerin bir kısmı da karşı çıkabilir. Ama sen aldırmayacaksın, ümitvar olacaksın, yardımcın Allah?tır. O?na tevekkül edeceksin, O?na sığınacaksın. O mülkün sahibidir, bütün kuvvet ve kudret O?ndadır, kalpler O?nun elindedir. Laf atsalar da taş atsalar da tahammül edip, sabredeceksin! Peygamber (s.a.v.) ve Onun sahabesine de laflar atıldı, taşlar atıldı. Bu işin modeli budur, kaderi budur. Bunlar ilahî cilvedir, bir imtihandır.


Ama bir yönüyle de kolaydır; sen bir nevi Mekke devrini yaşıyorsun, sende vurma yok, kırma yok, öldürme yoktur. Tutup kaldırma var, tamir edip yaşatma var, hakkın hakim, adaletin kaim olmasına çalışıyorsun, işlerin, hizmetlerin en güzelini söylüyorsun; ?Islam, hem din, hem devlettir, hem ibadet hem siyasettir, anayasam Kur?an, kanunum şeriat, devletim Islam?dır? diyorsun; ibadetinde hür, kıyafetinde hür, fikrinde hür olmak istiyorsun.

Ve bu, senin pek tabii hakkındır. Binaenaleyh seni kimse kınayamaz, seni kimse ayıplayamaz, ceza veremez, haksızlık yapmış zulmetmiş olur. Kaybeden sen değil, o olmuş olur!

 
Işte davamız, işte kavgamız:

Ve işte bunu, bu hakikatları duyurmak için yürüdün ve buraya geldin. Tüm dünya bunu böyle bilsin, gazeteler bunu böyle yazsın!


?Allah hakkı söyler ve doğru yolu gösterir?, ?Hak geldi, batıl mahvoldu.?


Sözlerimi burada bitirip, hepinizi Allah?a emanet ederiz!

 

Esselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekâtühü!?

Diğer Yazıları