Emr-i mâruf ve nehy-i münker!

CUMA HUTBESİ

07-06-2013

Bu haftaki hutbemizin mevzuu Emr-i mâruf ve nehy-i münkerdir.


Bir hadis-i Kudsî?de Rabb?imiz şöyle buyurmaktadır:

?Ey kullarım! Bütün bu yaptıklarınız sizin amellerinizdir. Ben onları sizin için saymaktayım. Sonra yaptıklarınızın karşılığını size tam olarak vereceğim. Kim benim katımda bir iyilik bulursa hamd etsin. Kim de iyilikten başkasını bulursa, ancak kendini kötülesin!? (Müslim, Tirmizî)


Müslümanların husrandan kurtulmasının tek yolu tebliğdir. Yani iyiliği emredip, kötülükten alıkoymaktır.


O halde Allah (c.c.)?tan korkun! O?na itaat edin! Rabb?inizin yoluna davet edin!


Allahu Teala Asr Suresi?nde şöyle buyurmaktadır:

?Asra yemin olsun ki, insan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır!?

 

Allahu Teala bu dinin ayakta kalmasını tebliğe bağlamıştır. Allahu Teala'ya itaati emretmek kişiyi o itaate yönlendirir ve kalbinde onun azameti yer eder. Dinin şiarlarının açığa çıkmasına ve yücelmesine sebeb olur. Kötülükten nehy ise masiyetleri azaltır ve insanlar tarafından masiyetlere karşı koymayı ortaya çıkarır.

 

Allah yolunda cihadın İslam?ın zirvesi olmasının sebebi de budur. Tebliğ terkedilince toplum dalalete düşer, cehalet yaygın hale gelir, kalbten bu dinin nuru söner, dolayısıyla şeytan ve nefisler onlara egemen olur. Sonuç olarakta dünyada helak olmaya ve ahirette de azaba düçar olmaya sebeb olan hastalıklar ortaya çıkar.

Bu ümmetin hayırlı olması da tebliğe bağlıdır.


Mâlum olduğu üzere ümmet iki kısımdır. Ümmet-i İcabet ve Ümmet-i Davet.


Ümmet-i İcabet: Müslümanlardır.

Ümmet-i Davet ise kendisine davet yapılan gayr-i müslimlerdir.


Eğer ümmet-i icabet olan bizler tebliği yapmazsak o zaman ümmet-i davet olan gayr-i müslimler gibi oluruz. Allahu Teala Âli İmrân Suresi?nde şöyle buyurmaktadır:

?Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırsınız.? (Âli İmrân, 110)


Emr-i bi?l mâruf terkedilirse o zaman toplumda cehalet ve arzuların peşinden gitme yayılır.


Abdullah b. Amr'ın rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

?Allah (c.c.) yeryüzünden hayırlı olanların ruhunu kabzedip, yeryüzünde mârufu bilmeyen ve münkeri inkâr etmeyen hayırsız bir topluluğu bırakmadan kıyamet kopmaz!? (Müsned, Ahmed b. Hanbel)


Cehalet artınca, iman zayıflar ve takva kalblerde kalmaz ve böylece Allahu Teala onların elinden imkânlarını, rızıklarını alır ve isyanları sebebiyle önceki helak olanlar gibi onları helak eder.


?(O) ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık.? (Araf, 96)


İşte böyle bir millet başlarına gelen bir belanın defi için Allah (c.c.)?a dua etseler, Allahu Teala onlara icabet etmez. Çünkü tebliğin terki duaların kabul olmama sebebidir. Hz. Huzeyfe?nin rivayet etmiş olduğu hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:


?Ya emr-i bi?l mâruf, nehyi ani?l münker yaparsınız ya da Allah (c.c.) size azap gönderir. Sonra dua edersiniz de artık dualarınız kabul edilmez.? (Müsned, Ahmed b. Hanbel)


Allahu Teala Benî İsrail halkının işlemiş olduğu günah ve münkerlere karşı âlimlerin mal elde etme arzusuna karşılık veya onların verecekleri eziyetlerden korktuklarından dolayı sus pus olmasını lânetleyerek bize anlatmaktadır.

 

?Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür! Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!? (Maide, 62-63)

 

?İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud ve Meryem'in oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi. Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi.? (Maide, 78-79)

 

Lânet Allahu Teala?nın öfkesini ve kızmasını ifade eden en şedid bir tâbirdir. Mel?un demek Allah (c.c.)?ın rahmetinden uzaklaşmış demektir. İbni Abbas (r.a.) bu ayetin tefsirini şöyle açıklamıştır:


?Bunlar her dille lânetlenmişlerdir. Musa (a.s.) döneminde Tevrat?ta, İsa (a.s.) döneminde İncil?de, Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminde Kur?an?da lânetlenmişlerdir. Bu lânetin sebebi ise, onların uzun süre gelen isyanlarıdır ve aşırı gitmeleri yüzündendir.?


Allahu Teala onların bu isyanlarını sürdürmelerini Kur?an-ı Kerim?de şu şekilde ifade etmektedir:


?Yapmakta oldukları münker (çirkin iş) lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!? (Maide, 79)


Yani işlenilen günah ne kadar büyük ve çirkin olursa olsun, kimse kimseyi işlediği günahtan alıkoymuyordu. Halbuki münkeri nehyetmede dinin korunması, adab ve fazîletin nakşedilmesi vardır. Ama bu terkedilince fasık olanlar o fısk ve fucurlarını işlemeye daha cüretli olacaktır.

Allahu Teala Maide Suresi?nin 79. ayet-i kerimesinde onların durumunu Rasulü?ne ve mü?minlere anlatmaktadır. Taki onlar da bunların düşmüş olduğu duruma düşmesinler ve ibret alsınlar.


Benî İsrail topluluğu lânetlendiklerinde bu lânetin sebebinden gafil olabilirler. Bunun sebebi ise, münkerâtın aşırı derecede yayılmış olmasıdır. Allahu Teala?nın vermiş olduğu cezanın sebebini kavramak başarıya ermenin ilk merhalesidir. Ama cezanın sebeblerini kavramamak ise, o da  hizlan derekelerinin ilk merhalesidir.

Allahu Teala bizden önce yaşamış ama dinlerini böldüklerinden, kitaplarını tahrif ettiklerinden, peygamberleri onları uyarmalarına rağmen onlara muhalefet edip onları öldürmelerinden, heva ve heveslerinin peşlerinden gitmelerinden dolayı başlarına musîbetler gelmiş olan, helak olmuş olan bu ehl-i kitaptan haber etmiş ve onlara karşı da bizleri uyarmıştır.


?İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.? (Âli İmrân, 104-105)

 

Onların parçalanınp ayrılığa düşmesinin sebebini Allahu Teala onların iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk olmadıklarından dolayı olduğunu Âli İmrân 104'te ve Maide 79?da ifade etmiştir.


Halbuki bugün maalesef ?Müslümanım? diyen topluluklar ?batı, batı? diye diye kimin peşlerinden gittiklerinin farkında olmadan gafil bir şekilde onların izlerini adım adım takip etmektedirler. Halbuki demin de söylediğimiz gibi bunların mazisini en sağlam kaynak olan Kur?an-ı Kerim bizlere bildirmiştir.

 

Ayrıyeten Rasulullah (s.a.v.) bizlere bu Ümmet-i Muhammed?den bazılarının onlara tabi olma meraklısı olacaklarını şu şekilde haber veriyor:

 

İbni Abbas (r.a.)?dan rivayet ediliyor:

?Elbette siz, sizden öncekilerin (yahudi ve hıristiyanların) yollarına karış karış, adım adım uyacaksınız. Hattâ onlardan birisi kertenkele yuvasına girse sizde gireceksiniz, onlardan birisi yolun ortasında karısı ile cinsel ilişkiye girse sizde aynısını yapacaksınız!? (El-Hakim)

 

Sonuç olarak:

1-      Bu Ümmetin izzeti tebliğ ile gerçekleşir.

2-      Cihad tebliğin en üstün derecede gerçekleşmesidir.

3-      Gaflette olmak tebliği terketme sebebidir.

4-      Tebliği terketmek helak olma sebebidir.

5-      Benî İsrail topluluğunun lânetlenme sebebi tebliği terketmedir.

Diğer Yazıları