Hutbemizin mevzuu: Haberi araştırmaktır

CUMA HUTBESİ

07-06-2013

Muhterem müslümanlar!

Bu mevzuudaki hutbemiz, şu mealdeki ayet-i kerime'nin ışığı altında ve etrafında olacaktır.

Bakınız Cenab-ı Hakk ne buyuruyor:

"Ey iman edenler! Eğer bir fasık bir haber getirirse, onu araştırın! Değilse bir kavme sataşırsınız da sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat, 6)

Rivayete göre Allah Resulü, Velid b. Ukbe'yi Mustalıkoğulları'na vali ve zekât memuru olarak göndermişti. Vaktiyle Velid ile onlar arasında bir kin varmış. Giderken, Mustalıkoğulları'nın bulunduğu yere yaklaştığında atlıların kendisine doğru gelmekte olduklarını görür. Bunlar benimle savaşmak üzere geliyorler zanniyle korkar ve geri döner. Peygamber (s.a.v.)'e "Onlar irtidat etmişler yani dinden çıkmışlar, zekât vermediler!" demişti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) gazaba gelmiş ve onların üzerine asker göndermeye karar vermişti. Işte bu ayet-i kerime bunun üzerine nazil olmuştu.

Muhterem kardeşlerim!

Ayette de görüldüğü üzere, fasıkların sözlerine itibar olunmaz. Çünkü, onlar araya fitne sokmak isterler ki, o fitne iki kimseyi, iki cemaatı, hatta iki devleti birbirine düşürür, düşman eder. Bunlar birbirine  savaş açacak hale gelirler, günahların işlenmesine, kanların akmasına, ocakların sönmesine sebep olur. Neden sonra o haberin yalan veya yanlış olduğu ortaya çıkar ama artık iş işten geçmiş olur. Pişmanlık da fayda vermez.

Işte böyle bir duruma düşmemek için tek yol vardır. O da gelen haberleri ve söylenen sözleri iyi dinlemek, aslından ve esasından iyice araştırmak ve kaynağından ve yerinden tahkik ve tetkik etmektir. Yani gelen habere hemen kapılmamak, ondan beyan istemek, açıklamasını istemek, tahkik edip iyice dinleyip anlamak, ondan sonra kanaat ve karara varmaktır. Işte bu Islam'ın emridir ve farzdır.

Aziz ve muhterem müslümanlar!

Bazı müslümanlar Islam'ın bu emrine, Allah'ın bu farzına uymadıklarından, gelen herhangi bir haberi tahkik etmeden hemen kanaata varıyor ve harekete geçiyor, "Vay canına!" diyor, o da ona çatıyor, ileri geri konuşuyor ve bütün bunlar karşı tarafa gidiyor, hem de fazlasıyla gidiyor, iş büyüyor ve kızışıyor, düşmanlıklar meydana geliyor ve nihayet bu düşmanlıklar bir gün gelip savaşa dönüyor, nice canlar yanıyor ve neticede bu yüzden nice ocaklar sönüyor.

O halde çok dikkatli olmak mecburiyetindeyiz. Hele günümüzde, hele fitnenin şu kol gezdiği devrede. Binaenalehyh; ister bir şahıs hakkında olsun, ister bir cemaat hakkında olsun, ister bir devlet hakkında olsun gelen haberleri mutlaka kaynağından araştırmak, yerinde tahkik ve tetkik etmek şarttır. Hususiyle düşmanlar, Islam düşmanları yanlış ve yalan haberler yaymakta ve bunları doğru olarak göstermekte maharete sahiptirler. Günümüz Islam düşmanlarının yapacakları tek şey, oynayacakları tek oyun bu kalmıştır. Ajanları vasıtasıyla bir milletin içindeki Islam cemaatlerini ve Islam gruplarını birbirlerine düşürmek için yalan haberler yaymaktadırlar. Özellikle Islam'ın devletine talip veya Islam'ın devletini kurmuş Iran'lı müslümanları, Afganistan müslümanlarını, Ihvan'ül-Müslimin'i ve Türkiyeli müslümanları birbirine düşürmek, birbirine düşman etmek için siyonizm ve siyonizmin uşakları durmadan yalanlar, iftiralar icad ederler, ajanları vasıtasıyla hadiseler tezgahlarlar, olaylar çıkarılır, haksızlıklar yaparlar ve bütün bunları bu müslüman milletlere mal ederler, arkasından veryansın ederler. Hedef ve gayeleri ise bu müslümanları bir araya getirmemektir, karşılarında tek bir cephe oluşturmalarına engel olmaktır. Çünkü bu, onların uykularını kaçıracak ve müslümanları sömürmelerine mani olacaktır.

Ey müslümanlar ve ey mü'minler!

Böyle korkunç oyunlara gelmemek için yukarıda okuduğum ayet-i celile'nin emrini yerine getirmek kaçınılmazdır ve şarttır. Ajanlar kol geziyor, münafıklar at oynatıyor. Çok dikkatli ve çok uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için bir şahıs, bir cemaat, bir millet veya bir devlet aleyhinde bir haber geldiği zaman hemen kaynağını soralım, o haberi nereden aldığını soralım, kimden duyduğunu, nereden duyduğunu soralım, tekrar tekrar soralım, kelime kelime soralım ve daha doğrusu haberi getirenden o habere dair yazı isteyelim ve diyelim ki, "Filan şahıs hakkında, filan cemaat veya filan devlet hakında böyle sözler söylüyorsun.

Bunları bir kağıda yaz ve altını imza et de bana ver!" diyeceksiniz. Göreceksiniz ki, haber yayanların yüzde sekseni yazamayacaktır, elinize imzalı kağıt verip bu cesareti gösteremeyecektir. Söylemesi kolay da yazması zordur. Çünkü laf uçup gidecektir, tevil ve inkârı kolaydır. Fakat yazılı oldu mu onu artık kolay kolay tevil ve inkâr edemez. Ve esasen bunu düşündüğü için, tahkik etmediği ve kesin bilmediği bir haberi yalan ve yanlış haberler de bu suretle azalmış olur. Fitne kolay kolay uyanmaz, müslümanlar birbirine düşman olup bölünmez, herkes rahat eder...

Önemine binaen yukardaki ayetin mealini tekrar edelim:

"Ey iman edenler! Eğer bir fasık bir haber getirirse, onu araştırın. Değilse bir kavme sataşırsınız da sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat, 6)

Diğer Yazıları