Hutbemizin mevzuu: Hac?dır

CUMA HUTBESİ

07-06-2013

Çok aziz ve muhterem müslümanlar!

Mâlum olduğu üzere, Islam'ın beş temel şartlarından biri de haccdır. Hacca gitmek farzdır ve Allah'ın kesin emridir. Haccın farz oluşu kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Bu itibarla farziyyetini inkâr eden, neuzu billah kâfir olur.

 

Hacca gitmek ömürde bir defa farzdır. Vücut sıhhatına, yol emniyetine ve lüzumu kadar yol harçlığına sahip olan bir müslümanın ömründe bir defa hacca gitmesi ve usulüne uygun bir şekilde bu vazifeyi ifa etmesi farzdır, Islam'ın şartıdır. Gitmediği takdirde sorumludur ve azaba müstehaktır.

 

Bakınız Kur'an-ı Kerim bu hususta ne buyurur:

"Orada apaçık deliller vardır, Ibrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse güvenlik içinde olur. Yoluna (yol parasına) gücü yeten herkesin o beyti haccetmesi de insanlar üzerine Allah'ın bir hakkıdır ve kim bu hakkı tanımazsa, her halde Allah'ın ona ihtiyacı yoktur. Çünkü O, bütün âlemlerden ganidir." (Ali Imran, 97)

 

Peygamber Efendimiz de şöyle buyurur: "Islam şu beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah Resulü olduğunu şehadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekât vermek, beyti haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır." (Müttefekun aleyh)

 

Bir diğer hadis de şu mealde:

"Ey nas! Allah haccı üzerine farz kıldı, öyle ise haccediniz." (Müslim)

 

Muhterem müslümanlar!

Işte görüldüğü üzere gerek ayet-i kerime'nin metninden ve gerekse hadis-i şerif'lerin lafızlarından haccın hükmünün farz olduğu anlaşılmaktadır. Haccın farz olduğu icma-i ümmetle de sabittir. Çünkü o gün, bu gün bütün Islam uleması ve bütün müslümanlar haccın farz olduğunu kabul etmişler ve yapagelmişlerdir.

 

Haccın taşıdığı mana ve hikmetler:

 

Muhterem müslümanlar!

Haccın taşıdığı mana ve hikmetler, fayda ve maslahatlar, sayılamayacak kadar çoktur. Bunları başlıca iki ana bölümde toplayabiliriz. Tabiri caizse bunlardan biri dünyevî, diğeri de uhrevîdir. Yani biri sırf ibadetle ilgilidir, diğeri de daha çok dünya ile, dünya işleriyle alakalıdır. Yoksa müslümanın her işi ya bizzat ya da dolayısıyla hep ibadettir. Haccın ibadet olan yönü bellidir; tavaftır, say'dır, Arafat'ta vakfeye durmaktır ve sairedir.

 

Dünyevî yönüne gelince: Bu da şu bölümlere ayrılır; Ferdî ve ictimaî, ticarî ve iktisadî, medenî ve ilmî, idarî ve siyasîdir. Bunları teker teker ele alıp enine boyuna işlemek mümkün değildir. Çünkü hutbemizin çerçevesi buna müsait değildir. Şimdilik ancak her birine bir kaç cümle ile temas ederek yetineceğiz.

 

Haccın hikmetlerinden biri de ferd ve cemiyete aittir. Müslümanların hac yapmakla bilgi ve görgüleri artar, ruh ve terbiyeleri gelişir, heyecan ve ümitleri yükselir, metanet ve cesaretleri artar ve nihayet sevgi ve saygı bağları artarak yekvücut haline gelirler.

 

Haccın medeniyet ve ilim yönünden de hikmetleri vardır, dünyanın dört bucağından gelen müslümanlar ilim ve teknik yönünden de alış-veriş yapar ve fikir teatisinde bulunurlar; medeniyet, kültür, keşif ve buluşlar yönlerinden de birbirlerini tamamlama  fırsatını bulurlar.

Haccın ticarî ve iktisadî yönleri de çok mühimdir.

 

Hac ibadetini eda etmeye gelen her hacı efendi aynı zamanda bir ortak pazara da gelmiştir. Gelirken satılık eşyasını getirir, satın alacağını da alıp götürür. Hem ibadet hem de ticaret yapmış olur. Tarihin hiç bir devrinde ve hiç bir ülkesinde böyle bir imkân yoktur. Böyle bir imkânı ancak hikmetin kendisi olan Islam dini müslümanlara getirmiş ve onlara lütfetmiştir. Binaenaleyh; müslümanların ortak pazarı budur, başkası değildir. Müslümanlar bunu böyle bilmeli ve özellikle bu ortak pazarı aralarında kurmalı, bir taşla iki kuşu vurmalı ve bir arada hem ibadeti  hem de ticareti yürütmeli, Islam düşmanlarının ve cahil cühelanın sözlerine asla kulak vermemelidir.

 

Haccın hikmetlerinden biri de idarî ve siyasîdir. Hac farizası bu yönüyle de siyasetin ta kendisidir. Aynı zamanda hac siyasî bir toplantı ve yıllık siyasî bir kongredir. Her hacı efendi geldiği bölgenin siyasî bir delegesidir, bir temsilcisidir. Hacca gelirken siyasî mâlumat getirecek, siyasî toplantılara katılacak, siyasî fikir teatisinde bulunacak, Islam devletini veya devlet adamlarını takdir, tebrik veya ikaz edecektir, talep ve tekliflerini yapacak, arzu ve isteklerini bildirecektir. Dönerken de siyasî emir ve tâlimatla ülkesine dönecek ve ülke sakinlerini o hususlarda mâlumat sahibi kılacaktır.

 

Haccın siyasî yönünü bir başka ifade ile söyleyecek olursak; Hac farizası aynı zamanda siyasî bir harekettir, Islam devletinin siyaset hareketidir. Islam'ın düşmanları gündeme getirilir, Islam aleyhindeki plan ve oyunları, güç ve kuvvetleri gözden geçirilir, bunlara karşı alınacak tedbirler müzakere edilip karara bağlanır, keza Islam devletinin siyasî projeleri, plan ve proğramları takdim edilir. Yapılması gereken faaliyet ve icraat tekrar gözden geçirilir ve bir senelik siyasi plan karar altına alınır ve yıllık bir bütçenin temel esasları belirtilir.

 

Işte muhterem kardeşlerim!

Ömürde en azından bir sefer yapılması bizden istenen hac farizası böylece çok yönlü bir ibadettir. Hem dünyevî hem de uhrevîdir. Fakat ne yazık ki, müslümanlar için son derece önemli olan bu vecibe son asırlardan beri tek yönüyle yapılmakta; idarî ve siyasî, ticarî ve iktisadî yönleri tamamen ihmal edilmiş durumdadır. Hatta bunlardan söz etmek bile maalesef bugün hacda yasak edilmiştir.

 

Fakat ümit verici bir durum var ki, artık müslümanlar uyanmakta ve düşmanın oyunlarına geldiklerinin farkına varmaktadırlar. Yavaş yavaş haccın ihmal edilen, hatta yasak edilen bu yönlerinden söz etmekte ve Tekbir sedalarıyla "Düşmana ölüm, Islam'a zafer!" sloganlarıyla haccın hikmetlerini dile getirmekteler. Kur'an'ın hakikatlarına, haccın hikmetlerine ve müslümanların zaferine doğru emin adımlarla atılan bu girişim iyi bir gelişmedir Islam adına.

 

Şimdilik bu kadar söylüyor ve yine bu mevzuyla ilgili devam edeceğimiz hutbeye serlevha olacak ayetin mealini vermekle yetiniyoruz:

"Insanları hacca çağır! Yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelirler. Kendi menfaatlarına hazır olsunlar. Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurba ederken O'nun adınını ansınlar." (Hac, 27-28) 

Diğer Yazıları