Hutbemizin mevzuu: İman?dır

CUMA HUTBESİ

07-06-2013

Çok aziz ve muhterem müslümanlar!

Bugün imandan, iman hakkındaki ayet ve hadis'lerden söz edeceğiz. Gerek Kur'an-ı Kerim'de ve gerekse hadis-i şerif'lerde kendisinden en çok bahsedilen meselelerden biri de imandır, iman hakikatlarıdır. Çünkü iman, din binasının temel taşı olduğundan, özü ve vasfı itibarıyla da çok yönlü ve çok cepheli bulunduğundan ayet-i kerime'ler ve hadis-i şerif'ler o yönlerden birini veya bir kaçını ele almış ve cephelerinden birini veya bir kaçını dile getirmiştir.

Imanın vasıflarından biri de imanın gaybî oluşudur, gaybe imandır. Bakara sure'sinin baş tarafında "Onlar (o müttakiler) gaybe inanırlar" buyrulur.

Evet, el ile tutulur veya göz ile görülür şeylere imandan bahsetmek, bu gördüğüm ve tuttuğum şeylere inanıyorum, iman ediyorum demek manasızdır ve isabetsizdir. Çünkü varlığı gözle görülen veya elle tutulan şeyleri kabul ve tasdik etmek zarurîdir, herkes kabul etmek zorundadır. Mesela: Kıyamet gününde ve ahiret hayatında dirilmeye, haşir ve neşre, sual ve sırata, cennet ve cehenneme, meleklere, Allah ve peygamberlere herkes inanacaktır ama, bu inanış ve bu iman kendilerine fayda vermeyecektir ve asla muteber sayılmayacaktır. Çünkü, her şey artık ortada; istese de istemese de kabul etmek zorundadır...

Muhterem müslümanlar!

Iman ise ihtiyarîdir ve insan iradesine bağlıdır. Yani, iman ettiği, varlığına inandığı şeyin kendisini görmeyecek, göremeyecek ama; onun eserlerini, delil ve alametlerini görecek ve bilecektir; eser ve deliller üzerinde aklını çalıştıracak ve mantığını yürütecektir ve neticede eseri meydana getireni, delilin delalet ve şehadet ettiği hakikatı ve o hakikatın varlığını kabul ve tasdik edip "Amenna!" diyecek, "Ben de inandım ve iman getirdim, haktır ve gerçektir" diye dil ile de ikrar ve itiraf edecektir.

Işte makbul ve muteber olan iman budur; dünyada da ahirette de kabul görecek iman böyle olan imandır. Çünkü bu iman gaybîdir, gaybe imandır. Mesela; gerçek mü'min ne diyor? Diyor ki, "Ben Allah'ın varlığını ve birliğini gözle göremiyorum ise de O'nun sayısız eserlerini ve sonsuz delil ve âlametlerini görüyor ve müşahede ediyorum; her neye baksam, O'nun eseri; yerler ve gökler, aylar ve güneşler, geceler ve gündüzler, ormanlar ve ırmaklar, canlılar ve cansızlar, canlıların vücut yapıları ve vücut yapılarındaki ahenk, nizam ve intizamlar ve daha neler neler! Bütün bunlar lisan-ı hal ile, insanoğluna yaratanın varlığını ve birliğini ifade ediyor ve isbat ediyorlar..."

Aziz kardeşlerim!

Imanın şartları vardır, meyveleri vardır. Şartları mâlum olduğu üzere, Islam'ın "Amentü"sünde sıralanır; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere inanmak ve iman etmektir.

Âlametleri de çoktur: "Allah zikredildiği zaman kalpler titrer, tüyler ürperir, Allah'ın ayetleri okunduğu zaman imanları artar ve onlar ancak Allah'a tevekkül ederler."

Namaz da imanın, imanlı olmanın âlametlerindendir; kişinin namaz kılması ve hele cemaata devam etmesi imanlı olduğunun şahidi ve isbatıdır. Keza emr-i bil mâruf ve nehy-i münker yapması, yani iyiliklerin yapılmasına, kötülüklerin terk edilmesine çalışması da imanlı olduğunun bir başka âlametidir. Imanın semerelerine, yani meyvelerine gelince: Imanlı olan kimse söz, fiil ve hareketlerinde Islamî ölçülerden asla ayrılmaz ve ayrılamaz, elinden ve dilinden kimse zarar görmez ve göremez. Etrafına güven verir; herkes ona itimad eder ve inanır. Elhasıl: O her şeyi Allah için söyler, Allah için dinler, onun kalbinde Fikrullah, dilinde Zikkrullah'tır.

Hutbemizi Ra'd Suresi?nin bir cümlesiyle bitirelim:

"Haberiniz olsun; kalpler (gönüller) ancak zikrullah ile dolar (ve tatmin olur)."

Diğer Yazıları