Hutbemizin mevzuu: İslam?ı tebliğdir (2)

CUMA HUTBESİ

07-06-2013

Hutbemizin mevzuu: İslam?ı tebliğdir

 

Çok aziz ve muhterem müslümanlar!

Haberiniz olsun ki, korkusuz yaşamanın, güven içinde yaşamanın, şeref ve şanla yaşamanın, söz sahibi olarak yaşamanın, medenice ve insanca yaşamanın, huzur ve sükûnet içinde yaşamanın ve nihayet Islam'ca ve Islam'ı devlet yapmakla yaşamanın tek bir yolu vardır. O da, Islam'ı ve onun getirdiği hayat nizamını bir bütün olarak yaşamaktır. Bu da "La ilahe illallah" demekle mümkündür. "La ilahe illallah"ı anlamakla ve "La ilahe illallah"ı bütün muhtevasıyla, bütün manasıyla bilmekle ve yaşamakla mümkündür...

 

Bugün bu kelimeyi söyleyenler çoktur ama, bütün muhtevasıyla ve bütün şümûlüyle bilenler, söyleyenler ve yaşayanlar çok azdır.

Bu kelimenin bir ismi de Kelime-i Tevhid'dir. Yani birlemektir, bir noktada toplamaktır, bir noktada birleştirmektir; Ama her şeyi, bütün söz, fiil ve hareketleri bir noktada birleştirmek ve bir noktaya bağlamaktır. Bu da nedir biliyor musunuz? Bu, Allah'ın birliğidir. Allah birdir, demek, herşeyi O'ndan beklemek, O'na güvenmek, O'na sığınmak ve her tâlimatı ve bütün nizam ve düzeni O'ndan, O'nun dilinden ve O'nun kitabından almak ve her yönüyle O'na ibadet ve ubudiyyette bulunmaktır.

 

Ey müslümanlar!

Işte Islam dinini böyle tebliğ edeceksiniz; tebliğ görevinize buradan başlayacaksınız; Allah birdir demekle işe başlayacaksınız. Hz. Muhammed (s.a.v.) de Mekke'de böyle başladı, Allah'ın birliğini ilan etmekle başladı. "La ilahe illallah" diyerek başladı. Tevhid bayrağını bu şekilde açtı ve böyle yürüdü ve bu yürüyüşle hakim duruma geldi, Islam'ın fertlerini, Islam cemaatlerini bir araya getirdi, onları kardeş yaptı, onları Islam'da ve Kur'an'da birleştirdi. Onları "La ilahe illallah" demede birleştirdi ve Islam'ın devletini kurdu.

 

Peygamber sizin için en güzel örnektir. O neyi nasıl yapmış ise, O nereden tebliğe başlamış ise, sizler de oradan ve o şekilde başlayacaksınız. Ve diyeceksiniz ki, bizim görevimiz "La ilahe illallah" kelimesini bütün muhteva ve manasıyla tebliğ etmektir. Bizler bundan başka bir şey söylemiyoruz ve sizlerden bunun başkasını istemiyoruz.

 

Istersen bu mübarek ve feyizli kelimenin muhtevesından bir kaçını kaydedelim:

O'ndan başka ilah yoktur, O'ndan başka yaratan yoktur, O'ndan başka rızık veren yoktur, O'ndan başka öldüren ve dirilten yoktur. Mutlak manada âlim ancak O'dur, mutlak manada Hafız ancak O'dur, mutlak manada Kâdir ancak O'dur, mutlak manada gören ve işiten O'dur, mutlak manada Hâkim O'dur, mutlak manada kanun koyan, emir veren, şeriat vaz eden, nizam gönderen ancak O'dur...

 

Demek ki, nasıl ki, O'ndan başka yaratıcı yoksa, rızık veren yoksa, öldüren ve dirilten yoksa, herşeyi hakkıyle bilen, hakkıyle gören, hakkıyla duyan O'ndan başkası yoksa o halde O'ndan başka kanun koyan da, hüküm veren de, anayasa yapan da yoktur. Söz O'nundur, emir O'nun emridir, kanun O'nun kanunudur, anayasa O'nun anayasasıdır. O'ndan başka yaratıcı olmadığı gibi, O'ndan başka yaratıcı olmadığı gibi, O'ndan başka kanun koyan da yoktur. "Ben de yarattım, yaratırım!" diyenler nasıl kâfir olurlarsa, müşrik olurlarsa "Ben de kanun yaparım, anayasa yaparım!" diyenler de  müşrik olurlar, kâfir olurlar.

 

Muhterem kardeşlerim!

Bir taraftan "La ilahe illallah" demek, bir taraftan da Allah'ın şeriat'ını, Kur'an anayasasını devletten, devlet müesseselerinden kaldırmak, kendi kafalarına göre kanun yapmak, anayasa yapmak mümkün değildir, kendi kendilerini yalanlamaktır. Allah'ı ve müslümanları kandırmaya çalışmaktır ve münafıklığın ta kendisidir.

 

Işte siz ey tebliğciler! Hepiniz tebliğcisiniz! Bunları söyliyeceksiniz, ama kime söyliyeceksiniz? Herkese ve her yerde; köylüye-şehirliye, erkeğe-kadına, amire-memura, işçiye-işverene, öğrenciye-öğretmene, bakana-başbakana, subaya-generale, polise-gardiyana ve nihayet hakime-savcıya ve hatta ipe giderken cellada söyliyeceksiniz ve tebliğ edeceksiniz, "La ilahe illallah" diyeceksiniz. "Allah'tan başka kanun koyan yoktur, hüküm O'nundur, hakimiyet kayıtsız şartsız O'nundur!" diyeceksiniz ve ilave edeceksiniz:

 

"Biz adam öldürmeyiz, biz yol kesmeyiz, biz namusa tecavüz etmeyiz, biz bölücü değiliz, bir birleştiriciyiz ve nihayet biz diyoruz ki, geliniz bu mübarek kelimenin etrafında toplanalım, birleşelim, kardeş olalım, hep birlikte Allah'a kul olalım, hep birlikte O'nun rızasına erelim ve cennetine girelim!..

Işte biz bunları söylüyoruz, bunları tebliğ ediyoruz. Ve bu, bizim mü'min oluşumuzun gereğidir. Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz de böyle yaptı, bunları söyledi. Hem sizi kurtarmaya, hem de kendimizi kurtarmaya çalışıyoruz!"

 

Hutbemizi bir ayet meali ile bitiriyorum:

"Rabb'im dilediğini yaratır ve seçer; onlar için seçim hakkı yoktur. Allah onların koştukları ortaklardan münezzehdir ve yücedir. Rabb'in gönüllerin gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Allah O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. Hamd dünyada da ahirette de O'na mahsustur. Hüküm O'nundur. Yalnız O'na döneceksiniz!" (Kasas, 68-70)

Tebliğ bizden, hidayet ve tesir Cenab-ı Hakk'tandır!..

 

Diğer Yazıları