Hutbemizin mevzuu: Münafık ve münafıklar?dır

CUMA HUTBESİ

07-06-2013

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim!

Geçen hutbemizde aynı mevzuyu ele almış, münafıklığı ve münafığı târif etmiş, bu arada Bakara sure'sinin bazı ayetlerine istinad ederek münafıkların maskelerini indirmeye, gerçek çehrelerini ortaya koymaya çalışmıştık. Bu hutbemizde de yine bu tip insanlar çok iyi tanınsınlar diye yine Bakara sure'sinin müteakip ayetlerinin ışığı altında bunların vasıf ve hallerinden söz etmeye çalışacağız.

Muhterem kardeşlerim!

Insanlar arasında korkunç tehlike arz eden bir tip insan varsa o da münafık tipidir. Münafıklar Islam'ın sinsi düşmanlarıdır. Her renge boyanan, her kılığa girebilen ve her araziye uyan, özü başka sözü başka olan mahluklardır. Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashab efendilerimiz kâfirlerden ziyade bunlardan zarar görmüşlerdir. Hatta kâfirler bile Islam âlemini ve müslümanları oyuna getirmek, müslümanları birbirine düşürmek ve düşman etmek için münafıkları kullanmışlar ve halen de kullanmaktadırlar.

Eğer bugün Islam âlemi parçalanmış, geri kalmış, küfre ve kâfire yem olmuş, yem olur hale gelmiş ise bu durumlarda başrolü oynayan, entrika tezgahlarını çalıştıran ve nihayet müslüman görünüp yol kavşaklarında müslümanlara ters istikamet veren, yanlış yol gösteren bu satılmışlar olmuştur.

Bunlar, fırsat buldukça müslümanları hor görür, onlara tepeden bakar, gericilikle, softalıkla yobazlıkla itham eder ve onları küçük düşürmeye çalışırlar. Iki yüzlü, iki sözlüdürler. Mü'minlerin yanına geldiklerinde, "Biz de mü'miniz, biz de iman ettik, sizleri sever ve sayarız!.." derler. Büyüklerinin, yani uşaklıklarını yaptıkları şeytanların yanına vardıklarında da, "Biz sizinle beraberiz ve sizdeniz; sizden başkasına uymayız ve uyamayız, sizler bizim lider ve önderlerimizsiniz. Bizler ilhamımızı, tâlimat ve cesaretimizi sizlerden alıyoruz, sizlerin yolunda ve izindeyiz; sizler bizim müslümanların yanına gitmemize, onlarla konuşmamıza bakmayın, biz onlardan görünüp sırlarını almaya çalışıyoruz, onlarla dalga geçiyor ve onlarla alay ediyoruz..." diye konuşurlar.

Hele bunların içinde sivrilenler vardır; dıştaki kâfirlerin yardımlarıyla içteki münafıkları ve şuursuz müslümanların desteği ile işin başına gelir, devletin başına geçerler veya devlet kademelerinde mühim yerler işgal ederler. Babalarının hacılığından, hocalığından da bahsederler. Zaman zaman, Islam'dan, dinden, imandan söz ederler. Ama namaz nedir bilmezler, oruç nedir bilmezler... Hayatlarında camiinin yolunu tanımazlar, şarapçıdırlar, kumarcıdırlar, karılarını dans evlerine götürür, gözleri önünde erkeklerin kolları arasına verir, gözler önünde dans yaptırırlar ve bu suretle deyyus olduklarını ortaya koyarlar.

Ismi Yakup, kafasının içi Agop olan bu kişiler, Islam âleminin baş belasıdır. Islam cemiyet ve cemaatlerini içten kemiren birer güvedir. Müslümanlar arasında barınır, keferenin namına çalışırlar, onların namına casusluk yaparlar.

Muhterem kardeşlerim!

Münafıkların hal ve hareketlerinden bir kısmını burada sıraladıktan sonra bu husustaki ayetleri mealen görelim:

"Münafıklara: "Herkesin inandığı gibi sizler de inanın" denilince onlar, "Bizler beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler. Iyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir, lakin bilmezler. Inananlara rastladıkları zaman "inandık" derler, ele başlarıyla başbaşa kaldıklarında "Biz sizinleyiz, onlarla alay etmekteyiz!" derler. Allah da münafıkları ettikleri istihzanın cezası ile cezalandırır ve azgınlıkları için de başı boş dolaşmalarına mühlet verir. Bunlar o kimselerdir ki, hidayete karşılık dalaleti (sapıklığı, cehennemi) satın almışlardır. Onların ticareti kâr etmemiş ve doğru yolu da bulmamışlardır." (Bakara, 13-16)

Cenab-ı Hakk, cümlemizi münafıklık sıfatından ve münafıkların şerrinden korusun. (Amin!)

Diğer Yazıları