Soluyan köpek (Araf: 176), Kitap yüklü eşek (Cuma: 5) T.C. Diyanet Reisi Ali Bardakoğlu´na!

Genel Yayın Müdürlüğü

07-06-2013

Bu başlığa bakıp da sakın bu çok sert bir ifadedir demeyin! Bu hitap, Rabb'imizin belamlar hakkındaki ifadesidir.

Nedense kim onun oturduğu koltuğa oturursa böyle dilsiz şeytan oluyor.

Makamını koruması için laikliği savunuyor. Bu arada da İslam'ı elinden geldiğince Ramazan-ı Şerif ayı demeden kötülemeye çalışıyor. Kim? Türkiye Cumhuriyeti Diyanet Reisi Ali Bardakoğlu!

Geçenlerde önceki gaflarına birini daha ekleyerek ''Biz diyanet olarak radikal kararlar alıyoruz.

İslam'da çok evlilik uygun değildir! Çünkü kadının hakkı ihlal ediliyor!'' muş.

Sen kimsin!? Senin gibi niceleri geldi geçti de bu Rabb'imizin nurunu söndüremedi, sen mi becereceksin! Rabb'imin tokadı çok kuvvetlidir. Rabb'im mühlet verir ama ihmal etmez. Sizin gibilerin hoşuna gitmese bile İslam'da birden fazla evlilik vardır ve hatta aslolan da birden fazla evlenmektir.

Dikkat edersen Nisa Suresi'nin 3. ayetinde "Hoşunuza giden kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evleniniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile evleniniz!" buyurmaktadır. Burada ilk olarak iki rakamı zikredilerek evlilikten bahsedilmektedir. Bu da aslolanın birden fazla evlilik olduğunu gösterir. Kim bu sözü söyleyen? Hakimiyet kayıtsız ve şartsız kendinde olan, hakîm olan, her yaptığı işi yerli yerince yapan, kullarının maslahatını kullarından daha iyi bilen Hz. Allah (c.c.)´tır.

Buhari'de geçen bir hadis-i şerif'te Said b. Cubeyr diyor ki: ''Bana Abdullah b. Abbas (r.a.) dedi ki, ''Evlendin mi?'' bende: ''Hayır!'' dedim. O da: ''Evlen! Çünkü bu ümmetin hayırlıları hanımı çok olanlardır!'' dedi.

İslam düşmanlarının hep kötülemek istedikleri konulardan biri de bu mesele. Sana soruyorum be adam! Sen Allah (c.c.)'a dini mi öğretiyorsun?!

"De ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah herşeyi hakkıyla bilendir!" (Hucurat, 16)

Seni pis bir sudan yaratan Rabb'ine baş mı kaldırıyorsun! ''Teaddudi zevcat doğru değildir'' sözün, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e kadar varan bir karalamadır. Onun kötü bir şey yaptığını mı iddia ediyorsun?! Lafı gevelemeden açıkca söyle de bu millet de ne olduğunu tam olarak bilsin!

Laik rejimin genel evleri seni niye rahatsız etmiyor? İnsanların birer metresi oldu mu normal, ama adam ikinci bir evlilik yapmak istediğinde önünü tıkamaya çalışacaksın! Öyle mi? Yazıklar olsun!

Efendiler, birgün de bu rejimin gayr-i meşru olduğunu söyleyin! Ömür boyu tavuk gibi yaşamaktansa bir kaç gün de olsa onurunuzla yaşayın! İslamî bir şahsiyetiniz olsun! Laik rejimde teaddudi zevcatın yasak olması sizin böyle konuşmanızı gerektirmez.

Neymiş, erkekler hanımlarına zulmediyorlarmış. Bu İslam'ın mı yoksa şahısların mı suçu? Ebu Hureyre (r.a.)'ın Ebu Davud'dan rivayet ettiği bir hadis-i şerif'te Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: ''Kimin iki hanımı olursa onlardan birine daha fazla meyillenirse kıyamet günü bir tarafı eğri olarak haşrolunacaktır!''

Ta ondört asır önce bunun kararını, bu evliliğin meşruluğunu Rabb'imiz bildirmiştir. Bir müslüman Allah (c.c.)'ın hikmetinden şüphe etmesi küfürdür (neuzu billah).

 

Bazen birden fazla evlenmek zaruret olur.

Bunları maddelemeye çalışırsak:

1- Adamın karısı kısır olabilir. Adamın çocuk isteği hainlik midir?

2- Hanımı hasta olabilir.

3- İtaatsiz, başkaldıran bir karısı olabilir.

4- Kadının hayızlı ve nifaslı halinde erkek sabırsız olabilir ki bu duyguyu yaratan Rabb'ul-alemindir.

5- Veya normal zamanda bile bir hanımıyla tatmin olmayabilir.

6- Hanımı iyas yaşı dediğimiz hayızdan ve nifastan kesilme yaşı olan 54 yaşına girmiş ve şehevî arzudan uzak olması halinde kocasının evlenme arzusu olabilir.

7- Savaş olan ortamlarda erkeklerin sayısı azaldığından dul veya bakirelerin evde kalmasından.

Bu gibi durumlarda bir insanın karısını boşaması mı daha makuldur yoksa ikinci olarak evlenmesi mi. Bu bir iman meselesidir. O zaman bize düşen bu ahkamı tereddütsüz kabullenmektir. Yani akl-ı selimle teslimiyettir! Bize tercih hakkı verilmemiştir. Nefsi arzularımıza ters düşse de.

Bu şeriatın kesin hükmüdür!

Rabb'imiz (c.c.) şöyle buyurmaktadır: "Allah ve Resulu bir işe hükmettiği zaman, gerek mü'min bir erkek ve gerekse mü'min bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur! Her kim de Allah ve Resulu'ne âsi olursa açık bir sapıklık etmiş olur!" (Ahzab, 36).   

İstatisliklere göre zaten erkek nüfusu kadın nüfusundan daha azdır. Daha da azalıyor. Doğuran analar genelde kız çocuğu doğuruyor.

Teaddudi zevcat toplumsal bir zarurettir. Kadınlara bir rahmettir. Peygamber efendimiz (s.a.v.)'in sünnetine tabi olmadır. Bir de dul ve boşanmış kadınların elinden tutmak ve onların mağduriyetini izale etmek de vardır. Bu toplumda büyük bir problemdir ve böyle olan kadınların sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur.

Mesela; Bosna Hersek savaşı sonrasında bir erkeğe 25 kadın düşecek kadar erkeklerin azalıp kadınların çoğalması bir gerçektir.

Cafer b. Ebi Talib (r.a.) şehid düştükten sonra hanımı Esma binti Umeys ile Hz. Ebu Bekir (r.a.) evlenmiştir. Hz. Ebu Bekir vefat ettikten sonra Esma binti Umeys ile Hz. Ali (r.a.) evlenmiştir. Bu vefakarlığın bir numunesidir. Şimdi kim Hz. Esma Cafer-i Tayyar'a vefakar olmamıştır diyebilir? Bunlar peygamberlerden sonra yeryüzüne ayak basan en hayırlı insanlardır. Bir kadına bağlı kalmak birçok kadının ihmal edilmesi ve o kadınların fitne ve zinaya düşme vesilesidir.

 

Birden fazla evlilik için evlenmeden önce alimler dört şart getirmişlerdir:

1- Bir anda dört hanımdan fazla evlenmesi haramdır. Nisa 3 ile tahdid edilmiştir.

2- Maddî ve cinsel yönünden gücünün olması. Bu şarta şunlar dahildir; cima, yeme-içme, giyim-kuşam, ev ve ev ihtiyaclarını alma kudretinin olması.

3- Eşler arasında adalet. Buna yeme-içme, giyim-kuşam, ev ve ev ihtiyacları ve davranışlarında adalet dahildir. Kalbin sevgi yönünden birine daha fazla meyillenmesinde, daha fazla sevmesinde adalet gerekmez. Çünkü buna kişi güç yettiremez.

''Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir!'' (Nisa, 129)

Buradaki ''ne kadar uğraşsanız güç yetiremezsiniz'' ifadesinden kasıt sevgide adaleti beceremezsiniz demektir.

Bu konuda peygamber efendimiz (s.a.v.) Ebu Davud ve Tirmizi'de zikredilen bir hadis-i şerif'te de buna işaret ederek şöyle buyurmaktadır: ''Ey Allah'ım! Benim yapabildiğim bu kadarı. Yapamadığım konuda beni sorgulama!''

4- Evlenilmesi haram olanları bir nikah altında toplamaması. Mesela iki kız kardeşle evlenmemesi, bir kadınla teyzesini veya halasını bir nikah altında toplamaması. Bundaki alimlerin belirttiği kural: o iki kadından birisi erkek kabul edilse onların evlenmesi haram ise o iki kadını bir nikah altına toplaması haramdır.

 

Hanımlar arasında adaletin sağlanması için dikkat edilmesi gereken maddeler şunlardır:

1- Elinden geldiğince eşleri arasında tam bir eşitlik.

2- Hanımları arasında geçen meseleleri diğer hanımına anlatmayacak.

3- Sebebler ne olursa olsun hanımlarına diğer hanımı hakkında konuşmasına müsaade etmemesi.

4- Hanımları arasında diğer hanımından överek veya kötüleyerek bahsetmemesi.

5- Hanımından birini diğer hanımının yanında cezalandırmayacak.

6- Aralardaki problemleri hikmet ve güzel nasihatla düzeltmesi, acele davranmaması ve meseleleri özellikle kendisinin büyütmemesi.

7- Çocuklarına öteki eşinin annesi gibi olduğunu anlatmak, dolayısıyla ona da itaat etmelerinin gerekliliğini öğretmek.

 

Şimdi siz ey Bardakoğlu! Türkiye nüfusuna sesleniyorsunuz; bu dul kalan, boşanmış kadınlara, kocası ölmüş kadınlara, evde kalmış kızlara ne öneriyorsunuz! İkinci hanım olarak gitme de ne yaparsan yap değil mi, sizin önereceğiniz budur! Başka birşey olamaz. Niye, çünkü o koltukta olabilmeniz için öyle konuşmanız lazım.

Rabb'ul-alemin yarattığını bilmez mi. "Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır!" (Mülk, 14)

Bu gibi çalışmalar İslam hakkında şüphelendirmedir. Yani şeytanî adımlardır. İslam'a karşı açılmış bir savaştır! "Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler!" (Nisa, 89). Ama bu ümmet sizin bu gibi çabalarınızı boşa çıkartacaktır. Bir yandan sana tebliğ ediyorum, bir yandan da Anadolu'daki ehl-i ilmi size reddiyeye davet ediyorum. Onlar Hz. Allah (c.c.) huzurunda sizi uyarma hususunda mesuldur!

 

Hilafet Devleti  Basın Yayın Müşavirliği

Diğer Yazıları